Türkiye’de kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile yükseköğretim alanında yaşanan köklü değişikliklerin bilançosu ağır oldu. Son dönemde 15 üniversitenin kapatıldığı ve toplamda 9 bin 92 akademisyenin görevlerinden uzaklaştırıldığı bildirildi. Bu gelişmeler, Türkiye’nin akademik dünyasındaki görünümüne olumsuz yansıdı.
Kapatılan üniversiteler, farklı şehirlerde faaliyet gösteren yükseköğretim kurumları olup, kapatma kararları ile akademik yapı önemli ölçüde küçültüldü. Üniversitelerin kapatılması, ilgili akademisyenlerin yanı sıra yüzlerce öğrencinin eğitim hayatını da etkiledi.
Öte yandan tasfiye edilen akademisyen sayısının 9 binleri bulması, yükseköğretim sisteminde hem insan kaynağı hem de bilimsel üretim açısından ciddi kayıplara yol açtı. Bu akademisyenler; görevden uzaklaştırma, ihraç ve çeşitli hukuki işlemlerle kurumlarından ayrılmak zorunda bırakıldı.
Söz konusu süreç, Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel akademik saygınlığını zedeledi. Akademik ligde Türkiye’nin Suriye ve Rusya gibi ülkelerin seviyesine düştüğü tartışmaları gündeme geldi. Türkiye akademi çevrelerinde bu durumun yeniden yapılanma ve reform ihtiyacını ortaya koyduğu vurgulanıyor.
Yetkililer, üniversitelerin yeniden yapılandırılması sürecinde akademik özgürlüklerin ve nitelikli bilimsel üretimin önceliklendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini belirtiyor. Akademik tasfiye sürecinin etkilerinin uzun vadede hissedileceği değerlendirilirken, Türkiye’nin bilim üretiminde eski gücüne kavuşması için adımlar atılması önem taşıyor.
Sonuç olarak, KHK’lerle yaşanan üniversite kapatma ve akademisyen tasfiyesi süreci, Türkiye’nin eğitim ve bilim politikasında ciddi bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Üniversitelerin ve akademisyenlerin desteklenmesi, ülkedeki bilimsel ilerlemenin sürdürülebilirliği açısından kritik görülüyor.
No Comments